Üniversite Öğrencisiyken Dünyaya Açılmak: Enes Kutluca & Biopipe Hikâyesi

 

O zamanlar Bahçeşehir Üniversitesi, Çevre Mühendisliği bölümünde 2.sınıf öğrencisi olan Enes Kutluca‘nın, evinin bodrumunda geliştirmeye başladığı ve ardından “biopipe” ismini verdiği atık su arıtma borusu icadı ile, şimdilerde 50’den fazla ülkede patentli ve Mitsubishi’nin ana hissedarıyla ortaklığına uzanan ilham verici başarı hikâyesi ile karşınızdayız…(Biraz zor bir cümle oldu, neyse biz devam edelim efendim)

[Aşağıdaki yazı Enes Kutluca’nın TEDxBahçeşehirUniversity konuşmasından ve diğer kaynaklardan kısmi alıntıların alınıp yer yer editörün yorumlamalarından oluşmaktadır. Dileyen okuyucularımız konuşmanın aslı ve tamamını TEDxTalks Youtube kanalı üzerinden de izleyebilir.]

“Benim bu hayatta gördüğüm en büyük problemlerden bir tanesi, biz insanların sürekli bir şekilde ürettiği ve ürettikten sonra da bir an önce etrafımızdan uzaklaştırmak istediğimiz, rahatsız olduğumuz bir problem. (İnsan dışkısını kast ediyor.) Bu sadece bugünün problemi mi ? Hayır. Yüzyıllar önce de bu problem vardı.” (Topuklu ayakkabı-parfüm vs. icadına değiniyor) Ardından herkesin evinin altına çukur kazdığını, fakat öyle de hastalıkların oluşmaya devam ettiğini belirtiyor. Ve kanalizasyonun icadına kadar geliyor konuşmada.  [Burada dikkat edilecek nokta, var olan bir problemin sürekli çözüm aşamalarından geçtiği ve değiştikçe bir adım daha iyiye gittiğidir. İkinci husus, pazarın büyüklüğüdür. Çünkü yaş grubu, cinsiyet, sosyoekonomik gelir vs. fark etmeksizin “insan” olan herkesi ilgilendiren bir durum, bir problem üzerine yoğunlaşmış genç girişimci.]

Enes Kutluca.

“…Ve bugün bildiğimiz atık su arıtma tesisleri gelişiyor. İşte diyorlar ki içine kimyasal basalım, oksijen basalım, şöyle arıtalım derken günümüze kadar geliyor. Biz bugün, günümüzde, hâlâ, burada bulunduğumuz yerde de, Afrikada’da, Çinde’de ne yapıyoruz ? Her evin, her binanın altına tıpkı örümcek ağı gibi kanalizasyon boruları döşüyoruz, sonra bu kanalizasyon borularının ucuna da milyonlarca dolarlık yatırım yapıp arıtma tesisleri yapıyoruz, genelde de bunları denizlerin yanına yapıyoruz ki hani bir an önce denize verelim, gitsin de kurtulalım. Ve arıttığımız suyu da tekrar kullanmıyoruz. 

Fakat  çok enteresan ki, evimizde de temiz su ihtiyacımız var hepimizin. Bu temiz suyu elde etmek için kuyular kazıyoruz, barajlar yapıyoruz, yine milyonlarca dolarlar harcayıp borular döşeyerek evimize temiz su getirmeye çalışıyoruz. Aslında problem gerçekten büyük. Rakamlara bakacak olursak yıllık 165.000.000.000 metreküp su üretiyoruz insanlar olarak ve yaklaşık bunun sadece %2’sini arıtıyoruz, kalan %98’ini olduğu gibi denizlere veriyoruz. Sonra da diyoruz ki; bu yaz suyumuz yetmedi, bahçeyi sulayamadım, Afrika’da insanlar ölüyor vesaire. Bunun maliyeti yıllık yaklaşık 300 milyar dolara geliyor bize. Bu korkunç bir rakam. [En az maliyetle en güzel işi yapmak, zararı minimalize edip kârı optimuma yükseltmek girişimcilerimizin aşinâ olduğu terimler olsa gerek. Öyleyse bir kez daha hatırlatmalıyız ki yeni bir girişim kurmak için illa ki de sıfırdan bir şeyler üretmeye gerek yok. Yalnızca problemlerin var olan çözümlerinin nasıl daha iyiye gidebileceğini düşünmek, bizlere yeni kapıların anahtarını verebilecektir belki de.]

Ben en basit çözümlerin en güzel çözümler olabileceğini söylerim. Ben burada basit bir çözüm görmüyordum. Komplike bir problemi daha da komplike bir hale getirip çözmeye çalışıyorduk sadece. O yüzden dedim ki,; [kemerleri bağlayın anahtar soru geliyor] bu kadar maliyete gerek kalmadan, her ev kendi atık suyunu arıtabilecek bir sisteme sahip olsaydı, çok güzel olmaz mıydı ? En güzel çözümler, en basit çözümlerden geliyor. En güzel çözümler, aynı zamanda doğadan gelen çözümler oluyor. Ben bu işe kafa yormaya başladığımda baktım ki, akarsularda atık su zaten arıtılıyor ! Akarsu üzerindeki taşlarda biofin bakterileri vardır ve bunlar suyu arıtır. Ben de düşündüm ki öyle bir boru geliştireyim ki, boru tıpkı akarsu gibi hareket etsin ve insanlar bu boruyu evine taktığında, artık akarsuyu arıtabilsin. [Doğanın muhteşem intizâmından örnek alma, sürdürülebilir & her bütçeye uygun maliyetli ürün çıkarma fikri başarıya giden yolu aydınlatmış]

Biopipe

Bundan sonra heyecanla hocalarıma gidiyorum. ‘Öyle mi, sen mi yapacaksın bunu, kimse daha önce yapmamış mı ?..’ cevapları…’Git dersine gir, güzel notlar al, mezun ol, belki belediyede çalışmaya başlarsın çevre mühendisi olarak…’ Tabi girişimcilik farklı bir şey, insan hayalini hiç bir zaman kaybetmemeli. Ve ben de hayalimi kaybetmedim, başka hocamın yanına gittim….”

Bundan sonrası hocanın evinin bodrumunda türlü denemeler, yanılmalar, aksilikler, fakat yılmadan çalışmalar… Harçlıkları borulara yatırmalar, nalbura borçlanmalar… Enes Kutluca’nın “I have a dream/benim bir hayalim var” vizyonu ile başlayan ve bugün Biopipe markası ile onlarca başarıya imza atan  hikâyesinin başlangıcının perde arkasıyla karşınızdaydık.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir