Munzur yaylalarından Time Dergisine

Munzur Yaylalarından Time Dergisine…

Erzincan’ın İliç ilçesinde doğdu, Amerika’ya dil öğrenmeye gitti, çöpe attığı kağıt hayatını değiştirdi. Amerika’da “yoğurt” sektörünün Steve Jobs’ı diye anılan, pek çok uluslararası ödüle layık görülmüş, Amerika’nın en çok satılan yoğurtlarından Chobani markasının Ceo‘su Hamdi Ulukaya‘nın hikâyesi ile karşınızdayız…

Hamdi Ulukaya.

O yıllarda babası mandıracı olarak çalışan Hamdi Ulukaya, Ankara Üniversitesi’nde siyaset bilimi okuduktan sonra dil öğrenme gayesi ile Amerika’ya gider. Babası Ulukaya’yı ziyaretinde Amerika’da güzel peynir olmadığını fark eder ve derhal bir kaç konteynır peynir getirtilir. Küçük de bir peynir fabrikası kurulur. (Parantez düşelim ki girişimci kişi fırsatları yakalabilen kişidir, Amerika’daki peynir eksikliğini fırsata çevirme buna örnektir.) Fabrika kurulur kurulmasına da, Hamdi Ulukaya boş durmayacaktır. Fabrikada otururken bir gün bir ilana denk gelir. “Bütün her şeyiyle satılık süt fabrikası !” Başta kağıdı çöpe atan Ulukaya’nın zihninde yarım saat sonra bir kıvılcım çakar. İlandaki numarayı aradığında fabrikanın 700 bin dolar gibi ucuz bir rakamda olduğunu duyunca ertesi gün oraya gitmeyi kafaya koyar. Fabrika ırmak kenarında,küçük, yetmiş-seksen senelik bir mekandır. Akıl danışmak için avukat arkadaşını arayan Hamdi Ulukaya‘ya arkadaşı olumsuz fikir beyan eder ki kendince de haklıdır. Köklü bir yoğurt fabrika firması iflas ediyorken genç Ulukaya’nın şansı nedir ki ? Ve büyük bir sorun daha vardır ki  Ulukaya’nın parası da yoktur ! Fakat kader yüzüne güler ve Amerika’da hibe tarzı bir programı kullanır. böylelikle kısa vadede paranın yüzde 10’unu ödemesi yeterli olacaktır.

İşte meşhur Chobanı Yoğurtları

Ağustos 2005’de kapatılmak üzere olan fabrikayı satın alan Ulukaya, 5 adet eski elemanla yola koyulur. Fabrikaya ilk girdiği zamanlar binanın dış boyasının dökülmek üzere olduğunu gören Ulukaya, bunun boyanmasını ilk iş olarak düşünür ve o iş Chobani’nin yıllar sonra ofis girişindeki sloganı olacaktır: “Let’s paint the walls ! – Haydi duvarları boyayalım ! “. (Buradan da anlıyoruz ki işe bir yerinden başlamak, boş oturmaktan çok daha iyi bir tercih olacaktır.)

Zaman ilerlemiştir. Uygun tadı bulmak için belki yüzlerce kez deneme yapan Ulukaya, ilk yoğurdunu verdiği markete de raf kirası için parası kalmadığından ücreti yine ürettiği yoğurduyla öder. Yıllar geçer, Chobani büyür, büyük fabrikalar kurar. Uluslararası pazara da açılır, ürün çeşitliliğini arttırır, bir dünya devi haline gelir. Geldiği yeri unutmayan Ulukaya, rahmetli annesinin başörtüsünü kendi şapkasının altında yıllarca taşımış ve o başörtünün kendinin pusulası olduğunu belirtmiştir.

Hamdi Ulukaya, bu sene “Hamdi Ulukaya Girişimi” adında bir program başlatarak ülkemiz gençliğine destek ve ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir