Entrepreneur Ne demektir ?

Entrepreneur Ne demektir ?

Son yıllarda dünyadan sonra ülkemizde de oldukça popülerlik kazanan bir kavram “entrepreneur”. Öyle ki neredeyse yeni bakkal dükkanı açan vatandaş dahi  sosyal medya hesaplarının “bio” kısmına “entrepreneur” sıfatını eklemekten geri kalmıyor. Eyvallah bakkal abi, sana da işine de saygımız sonsuz amma velâkin bu kavramı da bir açıklığa kavuşturmamız  gerekiyor. Peki nedir bu entrepreneur, gelin beraber bakalım…

“Google Bey”e “entrepreneur nedir ? ” veya “entrepreneur ne demek ?” diye yazacak olsanız karşınıza sözlük anlamı olarak “girişimci” yazısı çıkması kaçınılmazdır. Kelime fransızca kökenlidir ve “bir işe girişmek” anlamından türemiştir. (Aynı isimde pazarlamadan girişim haberlerine kadar ingilizce içerikli güzel bir site de vardır fakat biz konumuza dönelim). “Entrepreneurhip” de girişimcilik oluyor. Peki sayın editör, ingilizceden türkçeye çevirdin anladık da, girişimci/lik kavramını biraz açalım mı diyorsanız, bittâbi açalım. Girişimci en genel tanımıyla var olan düzene yenilik getiren yahut sıfırdan yeni bir proje geliştiren kişidir. Tabi iş dünyasındaki girişimci bunu büyük oranda kâr amacıyla yapar. (Yaparken kendi liderlik özelliklerini tatmin eder vesair ayrı mesele). “Sosyal girişim” kavramı da kâr amaçlı yapılan girişimlerden farklıdır, o da ilerleyen zamanlarda ele alacağamız konulardan olsun.

“entreprenur nedir ?”

Peki “Girişimci olmak için gerekli özellikler nelerdir ? “, “girişimci olunur mu doğulur mu ?” tipi sorular yıllardan beri tartışma konusudur, bunlara kendi cevabınızı yine kendiniz verin. Fakat yine genel tabirle konuşursak girişimci demek “risk” kavramı ile iç içe olmak demektir. Çünkü ortaya belli bir sermaye koyuyorsunuz. Bu sermaye maddiyat olmasa bile en kötü ihtimalle zamanınızı ortaya koyacaksınız ki “zaman en büyük sermayedir” diye bir sözün varlığını da hatırlatalım. Peki işin içinde risk varsa, girişimin tutup tumayacağı belli değilse, kim girişimci olmak ister ? Neden ister ? Bu soruya da pek çok alternatif cevap verilebilir. Örneğin A kişisi memurdur, mevcut maaşı ona yetmiyordur ve girişimci olmak istiyordur. B kişisi özel sektörde çalışıyordur, tatilleri onun sosyal hayatı için yetmiyordur ve girişimci olmak istiyordur. C kişisi ise ülkeye katma değer katmak, mevcut dünya düzenini bir parça değiştirmek, adından söz ettirmek istiyordur ve bu yüzden bu yola girmiştir vesaire. Peki buraya kadar tamam da, bu insanların beklentileri ne kadar karşılanacaktır ?  Örneğin A kişisi yanılıyor olabilir çünkü yeni kurulan  start up’ların (şimdilik girişim diyelim) yüzde 90’a yakınının 1 sene içerisinde battığını söylüyor istatistikçiler. B kişisi de yanılıyor olabilir, çünkü girişim dünyasında meşhur bir sözdür, “girişimci haftada 30 saat çalışmaktan kurtulmak için 60 saat çalışmaya mahkumdur”. Ki bu sözde büyük bir haklılık payı vardır. Bunu dünya devleri şirketlerin kurucularının, en azından girişimlerinin ilk zamanlarında aylarca sabahladıkları hikayelerinden de biliyoruz. Yani “armut piş, ağzıma düş” mantığı işlemiyor. Buradan da girişimcinin mutlak surette azimli, sabırlı ve hırslı olması gerektiğini öğreniyoruz. Hatta biraz daha eskiye gidersek ampulün icadında Edison’un 3000 küsür deneme yapmış olması da buna örnektir. (Yoksa Tesla mı demeliydik ?) Bütün bunlara göre şimdi, elektriği icat eden girişimci sayılıyor mu ? Ya da yazının en başındaki bakkal abimiz girişimci midir ? Bu sorularının cevabını da siz değerli okuyucuya bırakalım.

Bir de madem ki entrepreneur kavramından bahsettik,

           Entrepreneur vs. Wantrepreneur.

wantrepreneur kavramından da bahsetmezsek eksik kalırız. İngilizceyle az çok haşır neşir olan birisi want kelimesinin istemek anlamına geldiğini bilir. Hâliyle wantrepreneur kelimesini de girişimci olmak isteyen (ama sadece isteyen) birey olarak tanımlanabilir. Entrepreneur‘lar fikriyle kalmaz, bir an önce harekete geçer, prototip oluşturur ve piyasaya çıkarak şansını dener. Wantrepreneur‘ların ömrü ise entrepreneur‘ları hevesle izlemekle geçer. Gerek üşengeçliğinden gerekse risk alamayaşından ötürü asla harekete geçemez. Bahaneler sunar, işleri gereğinden fazla ağırdan alır. Fırsatları zamanında değerlendiremez. Peki ya sizin tercihiniz hangisidir ?